Açık Kafe’de Creative Commons konuşuldu

0
201

Creative Commons (CC), sağladığı özgür yasal araçlar ile yaratıcılığın ve bilginin paylaşımına, tekrar kullanımına olanak veren, lisanslama sağlayan ve kar amacı gütmeyen bir organizasyon. Herkesin kullanımına açık ve ücretsiz olan lisanslar bir eserin internet ortamındaki kullanım koşullarının eser sahibi tarafından belirlenmesini sağlıyor.

CC Türkiye ekibinden Orçun Madran ve İlkay Holt’un bu lisansların ne olduğu, ne işe yaradığı, nasıl kullanıldığına dair konuyu açık kültür, sanat ve bilim açısından değerlendirdikleri bir interaktif toplantı Kadis Has Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlendi. Açık Kafe ismi verilen bu toplantıların yeri ve zamanı isteyen katılımcılara göre değişebiliyor. Bu kez İstanbul’da düzenlenen toplantıda anlatılan konular gerçek hayattaki karşılıklarıyla tartışıldı.

Aslında anlatılan temel konu entelektüel birikimlerin ve bilimsel araştırmaların nasıl birer açık kültür haline dönüşebileceği üzerineydi. Çünkü bu çalışmalar birer açık bilim, açık kaynak kod, açık erişim, açık veri, açık eğitim, açık donanım ve açık lisans ürünü olabilir. Toplantıda daha çok açık lisans üzerine konuşuldu. Katılımcıların çoğu da çeşitli üniversitelerin kurumsal arşiv çalışanlarından oluştu. O yüzden tartışılan konular kurumların bünyesinde tuttukları ama kamuya açılması gereken ürünler hakkında oldu. Bu kurumların en önemli temsilcileri ise galeriler, kütüphaneler, arşivler ve müzeler. Bu temsilcilerin bünyesinde kamunun kullanabileceği telifli veya telifsiz sayısız kaynak bulunuyor. Bunlara açık erişimin sağlanması büyük bir zenginlik demek. Bu zenginlik üzerine günümüz şartlarındaki gelişmelerle birçok çeşitli proje meydana çıkartılabilir ve bu projeler tekrar kamu yararına kullanılabilir.

Kamu hizmetleri sonucu ortaya çıkan verinin açık veri olarak kullanıma açılabilmesi, telif hakkı olmayan ve artık kamu malına dönüşen içeriğin özgürleştirilmesi konuşulan diğer konulardı.

Orçun Madran’ın dikkat çektiği ilginç konulardan biri de büyük maliyetlerle kurumların çıkardığı eserlerin ikinci baskısının çıkmaması ve kamunun sonraki yıllarda bu içeriğe açık olmadığından dolayı erişememesiydi. Açık erişim bu yüzden bir içeriğin ileriki yıllarda yaşayabilmesine de katkı sağlıyor. Bu bakımdan açık lisans kişişel bir olgudan ziyade kurumsal olarak çalışılması gereken bir alan. Ticari kaygılardan çok kamu yararının ön planda olması bu kültüre de katkı sağlayacak. Ve belki de açık lisanslamaya kurumların pek cesaret edememesinin sebepleri arasında telif hakkı meselesi de sayıldı. Yanlış anlaşılan ama dikkat edilmesi gereken bir başka konu da açık lisanslamanın telif ödememek anlamına da geldiğiydi. Doğrusu açık lisanslama bir ürüne telif ödenmemesi değil, telif ödendikten sonra dağıtımının açılması, kamu faydasına kullanılabilir olmasının sağlanması.

Çünkü CC lisansları “her hakkı saklı” yerine, “bazı hakları saklı” sloganı ile çalışıyor. İnternet üzerinde, telif hakkı sahibi tarafından CC lisansları ile paylaşılan eserlerin kullanımı için, eser sahibinden ayrıca izin alma adımını ortadan kaldırıyor. Böylelikle paylaşımı hızlandırıyor ve internetin tüm potansiyelini açığa çıkarıyor. Yaratıcılığı teşvik edip yenilikçiliği güçlendiriyor. Ve belki de en önemlisi mevcut fikri mülkiyet kanunlarına alternatif değil, birlikte çalışıyor.

29 Kasım’da İstanbul’da düzenlenen bu toplantı daha çok açık kültür üzerine bir farkındalık oluşturulmaya çalışıldığı için verimli bir toplantıydı. Ve aslında yazılım sektöründe oldukça hızlı ilerleyen ama akademi ve bilim dünyasında oldukça yavaş akan açık kültürün yayılması adına daha yapılması gereken çok şeyin olduğu ve bu bilincin yayılabilmesi için de önemli bir toplantıydı.

Creative Commons ve lisanslar hakkında detaylı bilgi için http://creativecommons.org.tr adresini ziyaret edebilir; eserleriniz ve ürünleriniz için bu lisansları kullanarak açık kültüre katkıda bulunabilirsiniz.