Etkili Veri Gazeteciliği

CC BY-ND 2.0 Fotoğraf: Salvatore Vastano.
CC BY-ND 2.0 Fotoğraf: Salvatore Vastano.

Çeviri:  Aydan Aloğlu
Voyd gönüllüsü-Yüksek Lisans Öğrencisi

Yazar: Paul Bradshaw

Boston Globe’un çocuk istismarlarındaki geleneksel sessizlik üzerine araştırması hakkındaki Spotlight’ı izlemediyseniz hemen izlemelisiniz. Bunu biraz daha açmak gerekirse, filmin sonunda geçen yazı kartonuna dikkat etmelisiniz.

Filmin sonunda bir liste ekranın aşağısına doğru akıyor. Film sayesinde; Akute Nijerya’dan, Wollongong Avustralya’ya kadar olan istismar skandallarının ortaya çıktığı düzinelerce yer detaylandırılıyor. Ancak yazı kartları biz bu skandalları anarken bizim duraklamamıza neden oluyor: Çünkü yazı kartları bize skandalda yer alan önemli isimlerden birinin “dünyadaki en yüksek rütbeli Katolik kiliselerinden birine” yeniden atandığını söylüyor.

Bu veri gazeteciliğinde etkinin zorluğuna bir örnektir: Veri gazeteciliği bir sorun hakkında farkındalık yaratmakta “etkili” mi? Verinin hikayesi yaptırım ya da ödülle sonuçlanmak zorunda mı? Gözle görülür bir politika değişikliğine sebep olabilir mi? Etki ne kadar ve kim için önemli?

Bu son iki soru öncelikli olarak ele alınmaya değer. Geleneksel olarak etki iki temel sebepten dolayı önemlidir: Ticari ve kültürel. Ticari olarak, marka bilinirliği ve yüksek okuyucu rakamları gibi etki ölçümleri; reklam (hem fiyatı hem de okuyucu sayısını artırarak), abonelik ya da direkt satış yoluyla bir yayının kâr marjına doğrudan katkıda bulunabilir. Bununla beraber, kültürel olarak, etkili veri hikayeleri haber kuruluşlarına ve bireysel gazetecilere meslektaşları arasında “övünme hakkı” vermektedir. Görebileceğimiz gibi, ticari ve kültürel etkiler veri gazeteciliği kapsamında daha karmaşık bir hal almaktadır.

Tarihsel olarak ele alınacak olursa, gazetecilikteki etki araştırmaları sınırlıydı: Yayıncıların yararlanabileceği tek şey; toplam satışlar ve okuyucu rakamları, sınırlı sayıda bir endüstri ödülü fonu veya nadiren gerçekleştirilen okuyucu anketleriydi.

Elbette, şimdi, zorluk sadece ölçümlerin çoğalmasında değil, aynı zamanda iş modellerinin çoğalmasında da yatmaktadır. Özellikle kâr amacı gütmeyen haberlerin yaygınlaşması, etkinin nasıl ölçülebileceği hakkında tartışmalara daha fazla vurgu yapılmasını sağlamaktadır.

Üstelik, bir veri hikayesinin etkisinin hikayeden hikayeye ölçülebilmesi, artık hikayenin okuyucudaki etkisinden sadece editörlerin değil gazetecilerin de sorumlu olduğu anlamına gelmektedir.

Etkiyi rakamlarla ölçmek

Belki de en kolay etki ölçümü tamamen erişimdir: BBC’nin “7 billion people and you: What’s your number?” gibi veri güdümlü etkileşimleri milyonlarca okuyucuyu güncel bir hikayeye dahil ederken, bir noktada da Nate Silver’ın 2012’deki veri gazeteciliği The New York Times’ın ziyaretçilerinin beşte birine ulaşmaktaydı.

Bazıları böyle kabataslak ölçümleri küçümseyecek, ama bu ölçümler önemli. Gazeteciler bir kez okuyucuları pahasına meslektaşlarını etkilemeye çalıştıkları için eleştirilselerdi, modern gazeteciliğin en azından okuyucularla bağlantı kurabileceğini kanıtlaması beklenirdi. Bu kanıt birçok durumda reklam verenler için gerekli. Ama BBC gibi kamu tarafından finanse edilen evrensel haber ajanslarının bile finansman gereksinimlerini karşıladıklarını göstermek için buna ihtiyacı var.

Etkileşim, Reach’e göre daha kapsamlı bir bağlantıdır ve burada veri gazeteciliği de iyi sonuç vermektedir: Örneğin; gazete yayıncısı olan Reach’in bir konferansında, editörlerin herhangi bir sayfaya basitçe bir veri görselleştirmesi ekleyerek okuyucunun sayfada geçirdiği süreyi üçte bir oranında artırabileceği ortaya konulmuştur. Veriye dayalı etkileşim, en sıkıcı konuları bile daha cazip bir hale getirebilir: 2015’te aynı şirketten David Higgerson, 200.000’den fazla kişinin posta kodlarını şirketin, onların veri ekibi tarafından yoksunluk istatistiklerinde temellendirilen etkileşimli bir grafik bileşenine koyduğunu belirtti. Bunun oldukça yüksek bir sayı olduğuna dikkat çeken David Higgerson, “doğru bir ‘verinin bize x olduğunu söyleyen’ hikaye hayal edebiliyorum” diyor.

Etkileşim, reklamcılığa güvenen kuruluşlar için önemlidir (etkileşimin yüksek olduğu durumlarda oranlar artırılabilir). Bununla birlikte aboneliklerin, bağışların ve etkinliklerin önemli olduğu kuruluşlar için de kayda değerdir: Bunlar da etkileşimle bağlantılı olma eğilimindedir.

Kâr amacı gütmeyen fonların ve hibelerin genişletilmesi, genellikle erişimin de ötesinde bir etkiyi izleme ve gösterme adına açık bir gereklilikle birlikte gelir. Özellikle politik olarak değişime ve faaliyete sıklıkla atıfta bulunulur. Örneğin; Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Birliği (ICIJ), Panama Belgeleri araştırmasının, Pulitzer Ödülü de dahil olmak üzere neredeyse 20 geleneksel ödül ölçütlerinin yanı sıra “79 ülkede en az 150 tahkikat, denetim veya soruşturma yapılmasına neden olduğu” gerçeğininin önemini de vurgulamıştır. İngiltere’nin veri gazeteciliği tarihinde milletvekillerinin harcama skandalları için özel bir yer ayrılmıştır. Milletvekillerinin harcama skandalları yalnızca The Telegraph gazetesinin gündemine haftalarca öncülük etmekle kalmamış, aynı zamanda yeni bir oluşumun da kurulmasına yol açmıştır: Bağımsız Parlamento Standartları Kurumu (IPSA). Oluşum, politikacıların masraf talepleri hakkında açık veriler yayınlayarak bu taleplerin daha iyi açıklanmasını sağlarken, daha fazla veri haberine de zemin hazırlamaktadır.

Ancak bu anlamda bir politika oluşturmak  ve onu izlemek, siyasetten çok daha kapsamlı olabilir. Bankaların kredi verme politikaları milyonlarca insanı etkilemektedir ve bu politikalar 1980’lerin sonunda ABD’de Bill Dedman tarafından ona Pulitzer ödülünü kazandıran “Color of Money” makale dizisinde çok iyi bir biçimde dikkate alınmıştır. Ayrıca veri odaklı inceleme, ırksal olarak bölünmüş kredi uygulamalarını (“redlining” yani bir haritada sigorta teminatı verilmeyecek bölgenin işaretlenmesi) belirlerken politik, finansal ve yasal değişimlere de yol açmıştır.

Bu yaklaşımın çok modern bir versiyonunu 1980’lerden sonraki ileriye yönelik 30 yılda görebiliyoruz: ProPublica’nın Machine Bias serisi algoritmik hesap verilebilirliğe ışık tutarken; Bureau Local, sosyal medyada algoritmik olarak hedeflenen “karanlık reklamlar” hakkında bilgi toplamak için onların ağından faydalandı. Her ikisi de Facebook politikasındaki değişime katkıda bulunmaya yardımcı oldu. ProPublica’nın yöntemleri Facebook’a karşı açılan bir dava için temel oluştururken adil bir konut kuruluşu tarafından kabul edildi. Algoritma politikaları hayatımızda giderek daha güçlü hale geldikçe -polis atamalarını etkilemekten beyaz olmayan alanlarda Uber fiyatlandırmasına kadar- bunları hesaba    katmak, gücün daha geleneksel siyasi biçimlerini hesaba katmak kadar önemli hale geliyor.

Bu örneklerin bazıları hakkında dikkate değer olan, etkilerinin başkalarıyla olan işbirliğine dayanması ve bunun kısmen gösterilmesidir. Örneğin; Bureau Local etkiden bahsettiğinde, grubun temel üyeleri tarafından üretilen ve diğerlerini eyleme  geçiren hikayelerin sayısını ifade ederken, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Birliği (ICIJ) bağlantılarının büyüyen ölçeğini listeliyor: “LuxLeaks (2014) 26 ülkede 80’den fazla muhabiri, Swiss Leaks (2015) 45 ülkede 140’tan fazla gazeteciyi kapsıyordu.” Panama Belgeleri araştırması için bu rakam yaklaşık 80 ülkede 370’ten fazla gazeteciye doğru artıyor: 4.700 makale yayınlayan 100 medya kuruluşu. 

Dahası, araştırmalar sonucunda toplanan ve yayınlanan veriler etkinin bir kaynağı haline gelebilir: Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Birliği (ICIJ), Offshore Leaks veri tabanının, akademisyenler, sivil toplum örgütleri ve vergi ajansları tarafından düzenli olarak kullanıldığını belirtiyor.

Bu konuda, hikayeyi yayınlamanın gururundan; kolaylaştırıcı, düzenleyici ve veri tabanı yöneticisi olarak kazanılan takdirlere geçiş kayda değer bir şeydir. Sonuç olarak, işbirliği kendi içinde bir beceri haline gelmiştir: Kâr amacı gütmeyen birçok kuruluşun, onlara katkıda bulunanlarla ve paydaşlarıyla ilişki kurup sürdürmeye adanmış, topluluklarına dair sorumlulukları vardır ve gazetecilik eğitimi de bu değişimi giderek daha fazla yansıtmaktadır. 

Bunlardan bazıları erken veri gazeteciliği kültürünün etkisine kadar uzanabilir: 2016 yılında Kanada’daki uygulama hakkında  yazan Alfred Hermida ve Mary Lynn Young bu durumdan; “örgütler arası bağlantıları olan gazetecilik ilişkilerine öncelik veren, gelişen bir işbölümü” olarak bahsetmektedir. Ve etki; Reuters Enstitüsü’nün işbirliğine dayalı gazeteciliğin yükselişine dair 2018’de yayınladığı, işbirliğinin başlı başına bir hikaye haline gelip gazeteciliğin etkisini daha da artırabileceğinin altını çizdiği kitap sayesinde daha da tanınır hale gelmiştir.

 

Ne saydığımızı, nasıl saydığımızı değiştirmek ve bunu doğru yapıp yapmadığımız

Etkili bir veri hikayesi oluşturmak için ileri derecede teknik becerilere gerek yok. Araştırmacı Gazetecilik Bürosu’nun (TBIJ) çok uzun süredir devam eden veri gazeteciği projelerinden biri olan “Drone Warfare” projesi, 5 yıldan fazla bir süredir ABD’nin drone saldırılarını izliyor. Bunun temel metodolojisi tek bir kelimeye dayanmakta: Sabır. Büro muhabirleri haftalık olarak “serbest metin” raporlarını; analiz edilebilen, aranabilen ve sorgulanabilen yapılandırılmış bir veri kümesine dönüştürüyor. Haber kaynaklarıyla yapılan röportajlarla tamamlanan bu veriler sivil toplum örgütleri tarafından kullanılıyor, ayrıca TBIJ bu verileri Birleşik Krallık Savunma Komitesi’ne de yazılı olarak sunuyor

Veri haberinin bir etki yaratabilmesi için özellikle sayılmayanları saymak önemli bir yöntemdir. Aslında, bu durum veri gazeteciliğini “sessizliğe ses vermek” ile eşdeğer kılmaktadır. 15’ten fazla ülkeden gazetecileri içeren bir proje olan Migrants Files, veri gazetecilerinin “Avrupa’ya ulaşma veya Avrupa’da kalma girişimlerinde ölen insanlara dair kullanılabilir herhangi bir veri tabanı olmadığını” söyledikten sonra başlatılmıştır. Bunun etkisiyle diğer kuruluşlar da harekete geçmeye zorlanmıştır: Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ve diğerleri artık kendi verilerini toplamaktadır.

Herhangi bir şeyi sayan bir hükümet bile olsa, bu veriler araştırmaya değer olabilir. Örneğin; BBC İngiltere Veri Birimi ile kütüphane kesintilerinin ölçeği üzerine bir araştırma yaparken, parlamentoda konuyla ilgili veriler için bir soru sorulduğunu görünce panikledim. Yanıt, aylarca süren çalışmalarımızı boşa çıkarabilir miydi? Ama öyle olmadı. Hükümet, kendisinin bu konu hakkında bizim yaptığımız çalışmalardan daha az şey bildiğini, çünkü bizim araştırmamız kadar derinlikli bir incelemeye girişmediklerini söyledi.

Etki sadece verilerin varlığında değil, bazen de verilerin temsilinde yatmaktadır: Meksika gazetesi El Universal’ın bir projesi olan Ausencias Ignoradas (Göz Ardı Edilen Yokluk), son on yılda ülkede kaybolan 4.500’den fazla kadını anlatıyor. Veriler oradaydı, ancak “insani” bir düzeyde ayrıntılandırılmamıştı. Libération’s Meurtres Conjugaux: Des Vies Derrière Des Chiffres, aynı şeyi ev içi kadın cinayetleri için de yapıyor. Ayrıca Türkiye’de Ceyda Ulukaya’nın Kadın Cinayetleri projesi, kadın cinayetlerini haritalandırıyor.

Veriler kötü olduğunda veri kalitesi etkilenir

Veri gazetecisi olarak en sevdiğim projelerden bazıları; kusurlu veya eksik verilerin tanımlanmasına ya da vurgulanmasına öncülük eden projeler. BBC İngiltere Veri Birimi, 2016’da kaç yüksekokulun şeffaflık kurallarına uyduğunu inceledi: 100 yüksekokuldan oluşan rastgele bir örneklem alındı ve resmi kuralların gerektirdiği şekilde okul idare meclisinin gelirlerinin bir kaydını yayınlayıp yayınlamadıkları kontrol edildi. Her beş yüksekokuldan birinin bunu yapmadığı saptandı. Sonuç olarak; Ofcom yöneticisi bunlara karşı harekete geçti. Fakat bunun devamlılığının sağlanması ne kadar ciddi bir süreç olacak? Daha sonraki yıllarda bu hikayeye dönmek, etkinin sadece kısa vadeli mi yoksa daha sistematik mi olduğunun belirlenmesinde önemli olacaktır.

Bazen bir veri gazeteciliği projesinin etkisi ikincil bir çıktıdır. Yani, sadece hikaye hazır olduğunda ve bir soruya yanıtlar aranırken tanımlanır. Bureau Local, İngiltere’deki 18 yerel konseyin kaynaklarında mali belirsizliğe karşı koruma sağlamak için hiçbir şey olmadığını tespit ettiğinde ve buna bir yanıt aradığında verilerin yanlış olduğu ortaya çıktı. Kimse yanlış verileri fark etmediğini bildirdi: “Rakamları derleyen, inceleyen ve duyuran ne İskan, Topluluklar ve Yerel Yönetimler Bakanlığı (Ministry of Housing, Communities and Local Government) ne de yerel konseyler.” Bureau Local’in araştırmaları; yerel kurumların verileri daha tutarlı, daha açık ve daha doğru bir şekilde yayınlaması için büyüyen bir kampanyaya ilave edildi.

Yeniliğin ötesinde bir etki

Veri gazeteciliği daha rutin ve karmaşık iş modellerine daha bütünleşmiş hale geldikçe, etkisi yenilik alanından etkileşim ve iletim alanına kaymıştır. Veri editörü David Ottewell’in 2018’de bu ayrımı yazdığı gibi: 

“Yenilik veri gazeteciliğini ön bir sayfada tutuyor. İletim ise veri gazeteciğini her geçen gün ön sayfada tutuyor. Yenilik, okuyucuların önemli bir konuyu keşfetmesine ve anlamasına olanak sağlayan gösterişli bir etkileşim kuruyor. İletim hem bunu yapıyor hem de gerçekten çok sayıda insanın onu kullanmasını sağlıyor; ertesi gün daha ve ertesi gün daha etkileşim kuruyoruz.”

Elbette iletim, meslektaşlarımızın dışında, gerçek dünyadaki çarpıcı bir veri görselleştirmesinin ya da interaktif bir haritanın “vay be! faktörünün” ardındaki etki ile de ilgilidir. Veri açık ve ölçülebilir olabilir ya da dağınık olup gözden kaçabilir. Boston Globe’un Katolik rahibinde olduğu gibi bazen fark yaratmadığımızı hissedebiliriz. Ancak değişim zaman alabilir: Raporlar değişimin tohumlarını ekebilir ve sonuçlar yıllar veya on yıllar sonra ortaya çıkabilir. The Bureau Local ve BBC, yerel konsey ya da okul verilerinin gelecekte daha güvenilir olup olmayacağını bilmiyorlar. Ancak gözlerin her ikisinin de üzerinde olduğunu biliyorlar.

Bazen bir olayı aydınlatmak ve eyleme geçmenin başkalarının sorumluluğunda olduğunu kabul etmek gazetecinin yapabileceği tek şeydir; bazense daha fazla şeffaflık için gazetecinin kendisinin harekete geçmesi ve kampanyalar düzenlemesi gerekir. Bu veri gazeteciliğine, kurumları daha fazla açıklığa zorlama ya da diğerlerini harekete geçirmeyi mümkün kılan araçlar yaratma yeteneği ekler.

Sonuçta, etkili bir veri gazeteciliği gündemi belirleyebilir. Veri gazeteciliği, diğer gazetecilik türlerinin ulaşamadığı okuyuculara diğer gazetecilik türlerinin ulaşamadığı yollarla ulaşır. Sessizliğe bir ses verir ve bilgiye ışık tutar. Hesaplanacak verileri tutar ve doğruyu söyler. 

Bazılarının ölçülmesi zor olsa da veri gazeteciliğinin etkilerinin bir kısmı ölçülebilir. Dolayısıyla, herhangi bir etki araştırması girişimi bunu göz önünde bulundurmalıdır. Ama bu deneyemeyeceğimiz anlamına gelmez.

Alıntılanan Kaynaklar

Alan Rusbridger, ‘Alan Rusbridger: Who Broke the News?’, The Guardian, 31 August 2018.

Christoph Schlemmer, ‘Speed is Not Everything: How News Agencies Use Audience Metrics’, Reuters Institute for the Study of Journalism, (2016).

Elia Powers, ‘Selecting Metrics, Reflecting Norms’, Digital Journalism 6:4, (2018), pp. 454-471.

Dylan Byers, ‘20% of NYT Visitors Read 538’, Politico, 11 June 2012.

David Higgerson, ‘How Audience Metrics Dispel The Myth That Readers Don’t Want To Get Involved With Serious Stories’ 14 October 2015.

Will Fitzgibbon and Emilia Diaz-Struck, ‘Panama Papers Have Had Historic Global Effect – And the Impacts Keep Coming’, ICIJ, 1 December 2016.

Maeve McClenagan, ‘Campaigners Target Voters With Brexit “Dark Ads”’, The Bureau of Investigative Journalism, 18 May 2017.

Mary Clare Jalonick, ‘Facebook Vows More Transparency Over Political Ads’, The Seattle Times, 27 October 2017.

Maurice Chammah, ‘Policing The Future’, The Marshall Project, 2 March 2016.

Jennifer Stark, ‘Investigating Uber Surge Pricing: A Data Journalism Case Study’, Global Investigative Journalism Network, 2 May 2016.

Mar Cabra, ‘How ICIJ went from having no data team to being a tech-driven media organisation’, ICIJ, 29 November 2017.

Uri Blau, ‘How Some 370 Journalists in 80 Countries Made the Panama Papers Happen’, Nieman Reports, 6 April 2016.

Alfred Herminda and Mary Lynn Young, ‘Finding The Data Unicorn’, Digital Journalism 5:2, (2016), pp. 159-176.

Richard Sambrook, ‘Global Teamwork: The Rise of Collaboration in Investigative Journalism’, eds. By Richard Sambrook, Reuters Institute for the Study of Journalism, 2018.

BBC, ‘Libraries Lose a Quarter of Staff As Hundreds Close’, BBC News, 29 March 2016.

Maria Crosas Batista, ‘How One Mexican Data Team Uncovered the Story of 4,000 Missing Women’, Online Journalism Blog, June 2016.

Data Driven Journalism, ‘Kadincinayetleri.org: Putting femicide on the map’, Data Driven Journalism, 10 February 2016.

BBC, ‘Academy Schools Breach Transparency Rules’, BBC News, 18 November 2016.

Gareth Davies, ‘Inaccurate and Unchecked: Problems with Local Council Spending Data’, The Bureau of Investigative Journalism, 2 May 2018.

David Ottewell, ‘The Evolution of Data Journalism’, Towards Data Science, 28 March 2018.

Çeviri: https://datajournalism.com/read/handbook/two/situating-data-journalism/data-journalism-with-impact

1 YORUM

  1. […] Veri gazeteciliği son yıllarda büyük bir ivme yakalayarak temel bir gazetecilik pratiği haline geldi. Her haberde olduğu gibi veri güdümlü hikayeler de bir etki yaratmak arzusu gütmektedirler.  Ancak veri gazeteciliğinde etkiden neyin anlaşılması gerektiği hala bir muamma. Paul Bradshaw ele aldığı yazıda bu soruya cevap arıyor ve veri güdümlü hikayelerin etki yaratabilmesinin koşullarını detaylandırıyor.  Aydan Aloğlu’nun çevirisini yaptığı yazıyı okumak için  tıklayınız. […]

Comments are closed.