Gazetecilik öğrencilerinde matematik kaygısıyla başa çıkmak

Fotoğraf: https://www.cjr.org/
Fotoğraf: https://www.cjr.org/

Çeviri: Aydan Aloğlu
Voyd gönüllüsü, Yüksek Lisans Öğrencisi

Orjinal çeviri kaynağı:
https://datajournalism.com/read/longreads/tackling-math-anxiety-in-journalism-students
Yazar: Kayt Davies

Dünyanın dört bir yanından gelen Paris’in Dauphine Üniversitesi’nde toplanmış ve veri gazeteciliğine düşkün olan bir grup gazetecilik eğitimcisi, ileri doğru yol katetmeye hevesliydi.

Toplantı, 2019 yılının Temmuz ayında Dünya Gazetecilik Eğitim Kongresi’nin Veri Gazeteciliği Sendikası ve Florida Üniversitesi’nden Profesör Norman Lewis’in de katılımı ile mevcut durum tartışılarak şekillendirildi. Tüm oda, daha fazlasını yapmamız gerektiğine karar vermişti ve daha iyisini yapmamız gerekiyordu, ancak bazı öğrencilerin  sayılarla ilişkisini geliştirmeyi sağlamak kolay değildi.

Yarım saatten daha az bir süre içinde, iki düşünce ekolü arasında az kalsın gerginlik yaşanıyordu. İlk grup, öğrencilere kodlama öğretmeye başlamaları gerektiğini ve bunu yapmamanın sorumsuzluk olduğunu iddia ediyordu. Tartışmanın sonunda yıldırılmış olan diğer grup ise, öğrencilerinin sayılarla meşgul olma yeteneği, bu konuda istekli ve/veya kendilerine güvenli olmadıklarını ve kodlamanın çok uzun bir yol olduğunu söylüyordu.

Gruplar iki oturum boyunca şu soruyu tartıştılar:

“Yeni yetiştirilen gazeteciler verilerle başarılı bir şekilde çalışmak için temel hesaplama becerilerini öğrenmeli midir ve onlara bunu öğretmek için hangi yaklaşımı benimsemeliyiz?”

Fikir birliğine göre grubun cevabı, belirli bir program kullanmak veya kod yazmaktansa kapsamlı bir şekilde “veri okuryazarlığına” odaklanma önerisiydi. “Veri okuryazarlığı” terimi üzerine bir atölye çalışması gerçekleştirdik ve temel matematik ile rakamları anlamanın yanı sıra araştırmanın nasıl yürütüldüğü, istatistiğin sınırları ve yorumlamadaki yaygın hatalar gibi konuları da yaklaşımımıza dahil etmeye karar verdik. Nihayetinde; “matematiğe karşı isteksiz olan öğrenciler rakamlarla yüzleşirken cesaretli olabilsinler ve sayıları kendinden emin olarak yorumlayabilsinler diye hatalardan kaçınmak için yeterli olacak sayısal ve nicel verilerin temelini öğretmenin” önemli olduğu sonucuna vardık.

Rakamlarla cesurca yüzleşmek (Rakamlarla yüzleşirken cesaretli olmak)

Birçok öğrenci için korku, sadece yetenek eksikliği hakkında olmayıp aynı zamanda sınırlayıcı bir faktör olduğu için cesaret kavramı bu bağlamda önemlidir. Fakat bu, yeni bir kavram değildir. 1972 yılında Frank Richardson ve Richard Suinn, bu sorunun tanısı ve olası tedavisi için bir Matematik Kaygı Değerlendirme Ölçeği (MARS) geliştirdiler. Araştırmaları, “farklı kaygı türlerinin entelektüel performans üzerinde farklı etkilere yol açtığını” saptayan 1950 ve 60’lı yılların erken çalışmalarına dayanıyordu.

Cleveland State Üniversitesi’den Psikolog Mark Ashcraft, matematik kaygısı deneyimini araştıran  birçok kişiden biridir. 2002 yılında MARS’ın kısaltılmış bir versiyonunu kullanarak bir çalışma yürüttü. Matematik kaygısını “matematik performansına müdahale eden bir gerginlik, endişe veya korku hissi” olarak tanımladı ve şöyle yazdı: “Matematik konusunda endişeli insanlar da matematiğe karşı olumsuz tutumlar benimser ve matematiksel yetenekleri hakkında olumsuz ön algılara sahip olurlar… bu nedenle, matematik kaygısı olan kişilerin, bariz ve talihsiz sonuçlar doğuran, büyük ölçüde matematik veya niceliksel becerilere dayanan çoklu branşlarından ve kariyer yollarından kaçınma eğilimi şaşırtıcı değildir.” ”

Daha yakın zamanlarda, veri gazeteciliğinin pedagojisini araştıran araştırmacılar, birçok gazetecilik öğrencisinin matematikten uzak olduğunu açıkça tanımladıklarını belirtiyorlar. Hatta San Diego’dan Amy Schmitz Weiss and Jessica Retis-Rivas makalelerinden birinde “Matematikten hoşlanmıyorum, bu yüzden gazetecilikteyim” diyorlar. Çünkü bu sık sık duygukları bir kaçınma yolu.

Bu çalışmalara ve Paris’teki eğitimcilerle yaşanan geniş tecrübelere bakacak olursak, matematik kaygısının çağdaş gazetecilik eğitiminde bir sorun olduğu söylemek yerinde görünmekte ve bu sorunun ele alınması gerekmektedir. Sıradaki soru ise bunun nasıl olacağıdır.

Öğretimden; siyaset, felsefe ve reklamcılığa kadar çeşitli disiplinlerdeki eğitimciler matematik fobisine sahip öğrencilerin sorunlarını ele aldıkları ve bu araştırmaların sonuçlarını yazdıkları için, eğitim ve psikoloji literatüründe bu konuda halihazırda yapılmış sağlıklı araştırmalar bulunmakta. Bu uzun yazıda, keşfedilen üç ana fikri ve bu görüşlerin gazetecilik eğitimine nasıl dahil edilebileceğinin altını çizeceğiz.

 

1-Öğrencilerinizle matematik kaygısı hakkında konuşun

Araştırmadan elde edilen bilgiler

2013 yılında Allison McCulloch tarafından yürütülen bir araştırma, soruna bir grup stajyer ilkokul öğretmeni ile baktı. Matematik kaygısı bu ortamda bilinen bir sorundu. Araştırmacılar, stajyerlerin her birinin matematik yetenekleriyle ilgili kendi algılarının kökenlerini tanımlayan mini otobiyografiler yazmalarını istediler. Bu otobiyografiler, matematik kaygısının nedenleri ve değişebilirliği hakkında değerli bilgiler verdi. Araştırmacılar, ayrıca katılımcıların öykülerindeki olumlu geçişlerin “kendilerini rahat hissettiren, kendileriyle ilgilenen ve onlara inanan bir öğretmenle ilgili olduğunu” da saptadılar. Ve daha da önemlisi, araştırmacılar katılımcıların matematik algı oluşum süreçlerini belgelemelerinin matematik kaygılarını azaltmada etkili olduğunu da buldular.

Daha önce 1998’de, Norma Harper ve CJ Daane stajyer öğretmenleri matematik kaygısını azaltma kursuna tabi tuttuklarını ve bunun başarılı sonuçlandığını bildirdiler. Öğretmen olarak daha iyi performans gösterebilmeleri için onlara yapılan müdahalelerin, öğrencilerin geçmiş matematik deneyimlerini ve kaygı düzeylerini yansıtmalarına yardımcı olmaları gerektiğini gözlemlediler.

Aynı şekilde, Anne Wescott Dodd, öğrencilere okulun ilk gününde kimin en çok yardıma ihtiyacı olduğunu belirlemek için “matematik hakkında ne hissediyorsunuz?” ve “matematik geçen yıl sizin için nasıldı?” sorularını sormayı öneriyor. Matematik kaygısının tanımlandığı temel yönlerden biri de öğrencilerin, sınıftaki diğer herkesin açıklanmış olanı anladığına dair bir inanç geliştirdiklerinde ortaya çıkan yalnızlıktır: “Bir soru sorarak aptalca görünmektense sessiz kalmayı yeğleyecekler”. Dodd, bu sorunu hafifletmek için işbirliğine dayalı faaliyetler önermektedir.

Bir Gazetecilik Sınıfından Deneyimler

Gazetecilik lisans programında ilk dersimi matematik kaygısı hakkında konuşmaya ayırdım ve bunu üç aşamada yapıyorum:

İlk olarak, öğrencilerime araştırmada, bunun uzun yıllar boyunca birçok disiplinde küresel bir sorun olarak tanımlandığını söylüyorum. Onlara bunun öğrenilmiş bir algı olduğunu, değiştirilebileceğini ve kaygılarının üstesinden gelmenin onları matematikte daha iyi hale getireceğini söylüyorum.

İkinci aşamada, matematik konusunda kaygılı (mat-fobik) olup olmadıklarını (ya da ne derecede mat-fobik olduklarını) ve bu algılarını nereden aldıklarını düşünmeye davet ediyorum. Onlara kendi hikayelerini küçük gruplar halinde birbirlerine anlatmaları için zaman tanıyorum.

Üçüncü aşamada, Anne Wescott Dodd tarafından ortaya konulan yalnızlık/izole meselesini “matematik fobisini iyileştirmek” şeklinde kendimce tanımlayarak ele alıyorum. Onları, bana ve diğer mat-fobik sınıf üyelerine kolektif bir “korkuyu hissetme ve yine de yapma” yolculuğuna katılmaya davet ediyorum. Daha sonra, sınıfta matematikle ilgili herhangi bir soru sormak için çekinmeyi ortadan kaldıran “basit soru yoktur” ve “tüm sorular beni daha iyi bir öğretmen yapmanıza yardımcı olur” gibi temel kurallar koyuyorum. Onlara, matematikle ilgili herhangi bir bilgi boşluğu için yargılayıcı olmayan bir destek sağlanacağından emin olduğumu ve sonunda amacın stresli koşullar altında belirli bir cevabı doğru bir şekilde elde etmek olmadığını, şu an bulundukları yerden ilerleme kaydetmek olduğunu söylüyorum.

2-Destekleyici ve eğlenceli olun

Araştırmadan elde edilen bilgiler

1998’deki çalışmalarında Norma Harper ve CJ Daane, 1980’lere dayanan ve öğrencilere destekleyici bir ortam sağlamanın birincil önemini savunan çalışmalardan da bahsettiler.

Bu, Tina Rye Sloan tarafından 2010’da, 72 öğretmen adayıyla kendi matematik kaygıları hakkında görüştüğü sırada tekrarlandı. Bulgularında, eğitimcilerin “karşılıklı saygı ve kabulle destekleyici bir atmosfer yaratmasının … cazip ve güven verici bir duygusal iklim” oluşturmasının önemli olduğu sonucuna vardı.

1990’da yayınlanan, “İstatistikler hakkında komik olan nedir? Öğrenci kaygısını azaltmaya yönelik bir teknik ” olan Steven Schacht ve Brad Stewart’in çalışması matematik kaygısı ile başa çıkmada mizahın yararına değiniyor ve doğru yapılırsa sonuç alınabileceğini söylüyor. Saldırganlık, cinsel içerikli veya üniversite öğrencilerine alay eden komedi içeriği kullanmaya karşı uyarıldılar, çünkü şakalar kaygıyı artırabilir. Bunun yerine, sosyal bilimler öğrencileri için bir matematik dersindeki problemleri göstermek ve çerçevelemek için karikatürler kullandılar. Katılımcıları, karikatürlerin ruh halini hafiflettiğini, eğlenceyi artırdığını ve matematik kaygılarını azalttığını bildirdi.

Ayrıca, Anne Wescot Dodd, 1992’deki aynı makalesinde şunları da söylüyor: “Olumsuz inançları değiştirmek yavaş bir süreçtir. Başarı, büyük ihtimalle önce bir ünite testi gibi küçük bir görevde, büyük bir görevde olduğundan daha fazla hissedilir. Sıkıca yerleşmiş inançların üstesinden gelmek için oyunların, grup etkinliklerinin ve özenle seçilmiş görevlerin akıllıca kullanılması gerekebilir.”

Bir Gazetecilik Sınıfından Deneyimler

Bir üniteyi, sınıf içi ortak çalışmaya dayalı görevlerin tamamlanması için bazı işaretler tahsis edecek şekilde yapılandırmak sayılarla etkileşimi teşvik edebilir. Diğer bir yaklaşım da sınıf içi etkinliklerden öğrenilenler hakkında düşünce günlüğüne notlar almaktır. Bu yaklaşımlar, derse devam etmeyi sosyalleşme için bir mekan olarak çekici kılarken aynı zamanda risk alma ve yaratıcılık için de bir alan oluşturur.

Bire bir öğrenme; matematik konusunda daha fazla yeteneği ve kendine güveni olan öğrencilerin, yardımcı olmanın anlayışı derinleştirdiği ve bir şeyleri açıklayabilmenin önemli bir medya becerisi olduğu için diğer öğrencilere yardımcı olabileceğini vurgulamak onları daha fazla teşvik edebilir.

Örneğin, bir derste gazetecilik terimleriyle ifade edilmiş matematik problemlerinden oluşan on soruluk bir test dağıttım:

“Konut fiyatlarıyla ilgili bir hikaye için şunu hesaplamanız gerekir: …”

“Müzik festivaliyle ilgili bir hikaye için katılım rakamlarını karşılaştırmanız gerekir.”

Öğrencilerin yalnız çalışmalarından ziyade, çiftler halinde çalışıp tüm cevaplar üzerinde anlaşmaları gerekir. Daha sonra onları tekrar eşleştirip cevaplarını karşılaştırmalarını sağlarım, farklılaştıkları herhangi bir şey için onlara açıklama fırsatı veririm. Sınıfta dolaşarak her grubun cevaplarını hızlı bir şekilde işaretlerim. Bu sırada öğrencilerin doğru olmayan cevaplar üzerinde çalışmaya devam etmeleri gerekir, ancak doğru cevaplara sahip grupların onlara yardımcı olmasına izin veririm. Tüm sınıf doğru cevaplara sahip olduğunda ise görev tamamlanır. Oyun diliyle ifade edersek: “Başarı kilidi açıldı!”

Çizgi filmlerin, capslerin ve matematik kaygısı ile ilgili fotoğrafların (bunun için google’ı tek geçerim) PowerPoint sunumlara dahil edilmesi öğrencilerin ruh halini hafifletebilir ve durumun ne kadar evrensel olduğunu vurgulayabilir, üstesinden gelinebileceğinin garantisini verebilir.

3. Bir öğrenme gidişatı planlayın

Araştırmadan elde edilen bilgiler

2014’te yayınlanan bir makalede, Johan Adriaensen, Evelyn Coremans ve Bart Kerremans matematik kaygısını azaltmak amacıyla sosyoloji ve siyaset bilimi öğrencilerine araştırma yöntemlerini öğretmede ilerici bir yaklaşım olarak “Nicel Medotları Öğrenme Yolu” geliştirdiler ve bunu uyguladılar.

Yaklaşımları, öğrenme sürecini nicel araştırma yürütme aşamalarından türetilen dört aşamaya ayırıyor:
Kavramdan değişkene: İlk aşamada öğrenciler, soyut bir kavramı ölçülebilir bir göstergeye dönüştürmeyi öğrenirler. Buradaki önemli nokta, araştırma sürecinin operasyonelleşme aşamasıdır. Böylece öğrenciler her kavram için, her birine özgü, birden fazla güçlü ve zayıf yanlar barındıran birden fazla göstergenin mümkün olduğunun farkında olurlar.

Değişkenden verilere: Bir kavram operasyonelleştikten sonra, öğrenciler uygun verileri aramayı öğrenirler. Veri kullanılabilirliği üzerindeki sınırlamalar dikkate alındığında, önceki seçeneklerin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.

Verilerden betimsel istatistiklere: Verileri analiz etmenin ilk adımı betimleyici istatistiklerden oluşur. Öğrenciler grafikleri ve tabloları yorumlamayı, en uygun görselleştirmeyi seçmeyi ve verilerden anlamlı sonuçlar çıkarmayı öğrenirler.

Betimsel istatistiklerden analitik istatistiklere: Son aşamada öğrenciler, değerlendirme ve incelemeyi de içeren araştırma makalelerini, analitik (çıkarımsal) istatistikleri düzenlemeyi ve yorumlamayı öğrenirler.

Bir gazetecilik sınıfından deneyimler

Bu dört adımın göz önünde bulundurulması yararlıdır. Çünkü bir anadal veya lisans dersi içindeki ünitelere eklenen içeriğin, sürekli kendini tekrar etmesi yerine, daha önce öğrenilmiş bilgilere referans vermesini sağlar. Ek olarak, veri gazeteciliği faaliyetlerini bu dört gruba ayırmak bir öğrenme programındaki boşlukları doldurabilir.

Ayrıca öğrenciler, “bu niçin önemli?” ve “bunun gazetecilikle ne ilgisi var?” diye sordukları için, bağlamın medya alanındaki öğrenciler için kilit bir önem taşıdığının da farkına vardım. Aşağıda bu soruları gidişata göre cevaplayan ve kategorize eden birkaç öğretme fikri olacak.

Değişken Kavramı

Küçük gruplardan (gazetecilerden oluşan küçük bir ekip olabilir) yaşayabilecekleri bir durumu düşünmelerini, öğretmen ya da haber, sınıf ya da editör için bir aşama/adım geliştirmelerini isteyin. Onlara formatlarının bir dizi infografik içermesi gerektiğini söyleyin. Renkli kalemler ile boş bir yerel harita, bir dünya haritası, insan figürleri kümesi ve bir zaman çizelgesi dağıtın. Daha sonra dağıttığınız materyallerden hikaye anlatımının bir parçası olacak verilerle nasıl doldurulabileceğini düşünmelerini isteyin. Kim, ne zaman, nerede, neden, ne ve/veya nasıl sorularına cevaplarını gösterebilirler mi? Bu aşamada araştırma yapmamaları gerektiği konusunda açık olun – sadece bir araştırma planı yapıyorlar, bu yüzden ne arayacaklarını biliyorlar ve varsayımsal bir patrondan bunu yapmak için zaman isteyebilirler.

Öğrenciler, bir konu seçip birlikte çalıştıkları ve çalışmaya renk kattıkları için bu görevin tadını çıkarırlar. Konular genellikle ilk başta oldukça kapsamlı olur (bira fiyatlarının çok pahalı olması, ormanların çok fazla tahrip edilmesi, cinsel saldırıların kabul edilemeyeceği vb.). Harita ve grafiklerle karşılaşmak hangi rakamların birbirleriyle alakalı olduğunu düşünmelerini sağlar. Örneğin; bir bira hikayesi için barlardaki bira fiyatları, tekel bayiilerindeki bira fiyatları, bütün markaların fiyatları veya sadece bunlardan birini mi kullanacaklar? Ve sonra tüm şehirlerdeki fiyatları karşılaştıracaklar mı? Veya farklı gelir grubuna sahip bölgeleri mi hikayaye dahil edecekler? İşte bunlar, tam olarak bir araştırma projesini “operasyonel hale getirme” işidir.

Bu etkinlik sırasında öğrencilere sağlanan materyaller.
Bu etkinlik sırasında öğrencilere sağlanan materyaller.

İşte değişkenler hakkında eleştirel düşünmeyi teşvik eden başka bir etkinlik:

Sınıftaki herkesin neli dondurma sevdiğini gizlice ve hemen yazmalarını isteyin. Öğrenciler en sevdikleri dondurma lezzetlerini hızlıca söylerken bunu tahtaya yazın – ikinci ve üçüncü kez tekrar edenlerin yanına çarpı işareti koyun. Bunun sonunda tuzlu karamel ya da kremalı kurabiye gibi değişik birkaç şey daha eklenmiş neredeyse öğrenci sayısı kadar çok çeşitli bir listeniz olacak.

Daha sonra öğrencilerinize, sınıfın paylaşması için büyük bir dondurma dolabı sipariş etmek üzere olduğunuzu ve vanilya, çilek veya çikolata isteyip istemediklerini bilmeleri gerektiğini söyleyin. Bu üç lezzetin her biri için hızlıca bir oylama yapın.

Şimdi hangi oylamanın sınıfın tercih ettiği dondurma lezzetini doğru bir şekilde gösterdiğini sorun. Tuzlu karamel mi çikolata mı? “Tuzlu karamel” dedikleri zaman “ama sadece üçünüz bunu seçti, çikolatayı ise 15 kişi seçti” diyerek onlara karşı çıkın.

Doğru olması için bu sayıları nasıl raporlamaları gerektiğini sorun. Atölye çalışması bunu anlatmanın yollarından biridir.

Başka araştırmaların olası raporlama sürecinde bunun nasıl kullanılacağını konuşabilirsiniz. Seçeneklerin sınırlandırılmasının cevapları nasıl değiştirebileceğini tartışabilirsiniz. Araştırmacılar likert ölçeğinde her zaman seçenekleri tek sayı olarak verip bu tarafsız alana izin vermeli mi? Bunun başarısız olması katılımcıları dürüst olmayan cevaplar vermeye zorlar mı? Siyasi seçimler hakkında da konuşabilirsiniz.

Daha sonra, onlara bu verilerin sadece bu sınıfın dondurma tercihi mi yoksa üniversitedeki tüm gazetecilik öğrencilerinin tercihi mi olduğunu ve bunun hangi şekilde rapor edilmesi gerektiğini sorun. Şehirdeki tüm iletişim öğrencilerine ya da ülkedeki tüm gençlere ne dersiniz? Örneklem boyutu hangi noktada güvenilir olmayacak kadar küçük olur? Doğru hesaplama için bunu nasıl raporlamak gerekir?

Örneklem boyutlarını veya örnekleme tekniklerini açıklayan bazı çalışmalara bakarak ve çalışmaların medyada nasıl raporlandığını karşılaştırarak bu çalışmayı devam ettirebilirsiniz. Böylece, dondurma hakkında çok fazla düşünmeyi içeren bu etkileşimli sınıfta, öğrenciler bazı kritik veri okuryazarlığı sorunlarıyla karşı karşıya gelmiş oldular.

Veriye göre değişken

Hangi verilerin kullanılabilir olduğu, hangilerinin ulaşılabilir olup olmadığı konuşmaya değer bir konudur. Eğer devletinizin “data.gov.au” gibi açık bir veri sitesi varsa sınıfı araştırmaya teşvik etmeniz en iyisi. Gizlilik hakkında konuşun. Bireysel tıbbi kayıtlara erişemeseler de çok fazla sağlık verisine ulaşacaklardır. Gizlilik ile ilgili konuşmanızı şeffaflık ve bilgi özgürlüğü kavramlarıyla birlikte tartışın. Darkweb ve parolaların arkasına kilitlenip erişilemeyen görüntülerde gizlenen tüm bilgiler hakkında konuşun. Bazen istenilen verilerin elde edilemeyeceği ve bir sonraki seçeneklerden en iyisine gitmek gerektiği durumu hakkında konuşun.

Bu tartışmanın akabinde onları “veri kazımaya” gönderin. Fact-checking (hakikat kontrolü) onları veri avına çekmek için harika bir yoldur. Avustralya’nın siyasi söylemi madencilik hakkında konuşmakla o kadar doludur ki bir sınıfa Avustralya’nın işgücünün yüzde kaçı madencilikte çalışıyordur diye sorduğumda %50 olduğunu düşündüklerini söylüyorlar. Bunu nasıl kontrol edebiliriz? Onları bir define avına gönderiyorum – bulabilecekleri en güncel verileri çiftler halinde arayacak şekilde.

İş istatistikleri, Avustralya İstatistik Bürosu web sitesinde birçok sekmeli büyük Excel dosyalarında bulunmaktadır. Onlardan bana dört veri bulmalarını istiyorum: Eyaletimizdeki toplam iş verileri, eyaletimizdeki madencilik verileri, Avustralya’nın toplam iş verileri ve Avustralya’nın toplam madencilik verileri. Bu görevi oldukça kolay hallediyorlar. Aslına bakarsanız işin sırrı, bir önceki gece verileri bulmuş olmamdı, böylece bulup bulamadıklarını veya başka bir şey ortaya çıkardıklarını hızlıca tespit edebiliyorum.

Veri kazıma işleminin ne olduğunu bunu yapmaktan ne kadar uzak olsanız bile anlatın. Bununla birlikte iki saatlik bir derste basit bir kazıma işlemi gerçekleştirebilirsiniz. Sadece bunu bir gün önce kendiniz de yapmış olun ve çok sayıda daire ve ok içeren, işlemleri adım adım gösteren bir sunum hazırlayın. Böylece bunları takip ederek işlemi doğru gerçekleştirebilirler. Biz ücretsiz Chrome eklentisi olan Open Web Scraper’ı kullanarak eyalet yönetimimizin ihale web sitesinden veri kazıdık ve Excel’de hükümetin kime para ödediğini gösteren bir liste hazırladık. Verileri temizledik (çünkü dolar işareti bazen miktarların yanındaydı bazense değildi) ve sıraladık. Daha sonrasında ise, onları bu verinin içinde dört hikaye fikri bulmaya zorladım. (Örneğin, neden belirli bir kurumun personeli için öfke yönetimi eğitimine 73.115 dolar harcandı? Neden bir bölgenin polis karakolu için yeni bir masaya bir milyon dolar harcandı?)

Kayt’ın veri kazıma eğitiminden bir bölüm
Kayt’ın veri kazıma eğitiminden bir bölüm

Betimleyici verilerden betimleyici istatistiklere

Madencilik görevinin 2. bölümü eyaletmizde ve ülkede madenciliğin genel işlere oranını gösteren iki pasta grafiğinde bu verileri nasıl kullanarak ilerleyeceğimiz.Biz Excel kullanıyoruz ve öğrencileri, daha fazla yardıma ihtiyaç duyuyorlarsa veya rakamları kontrol etmek istiyorlarsa, online yüzde hesaplayıcılar kullanmanın ve Youtube’daki eğitim videolarını izlemeye teşvik etmenin yanı sıra birbirlerine yardım etmeye deteşvik ediyorum. Temel konuları ele alıyoruz: Pasta grafiklerin %100’e tekabül etmesi gerekir. Grafikleri hazırlamadan önce madenciliği toplam işlerden çıkarmayı hatırladılar mı? Bu ikincil değerli sınavsal hızlı aktivite, madencilik hakkında oluşturacakları hikayede çok kolay bir şekilde kullanabilecekleri tam bir güven aşılayıcıdır.

Basit pasta grafiklerle başlayan öğrenciler, verilerin ve grafiklerin bir hikayeyi nasıl geliştirebileceğini hızlı bir şekilde öğrenir.
Basit pasta grafiklerle başlayan öğrenciler, verilerin ve grafiklerin bir hikayeyi nasıl geliştirebileceğini hızlı bir şekilde öğrenir.

Çeşitli grafik ve infografiklere dönüşmesi için bir sınıfa verebileceğiniz mevcut birçok veri seti vardır. Benim tecrübelerime göre acemice hatalar; ölçekleri ve eksenleri dikkate almama, yazı tipi ve etiketlerin boyutunu kontrol edememe (bazı bilgileri okunamaz hale getirme), grafiğin yanında ne yazılacağını bilmeme, onu hikayeleştirmeme, içeriğini tekrar etmeden ve metnin bir görüntüsünü çizmeden çalışmayı tamamlamayı içerir.

Ayrıca, gazetecilik bağlamında ne zaman ve neden kullanıldıklarının yanı sıra ortalama, mod ve medyan kavramlarının üzerinde de biraz zaman harcamak gerekebilir.

Bu aşamada, donanımlı bir matematik öğretmeni gibi hissetmiyorsanız, karma öğrenmeyi benimsemeli ve online öğreticilerin açıklamanın bir kısmını sizin için yapmasına izin vermelisiniz. Çok fazla sayıda çevrimiçi öğrenme videosu var. Çevrimiçi öğrenme videoları sınıftaki çeşitli beceri seviyelerini dengelemek adına da iyi bir yol. Ayrıca öğrencileri tamamlama sertifikası gönderen çevrimiçi kurslara (Lynda.com/LinkedIn Learning gibi) teşvik edebilirsiniz. Bu strateji, temel seviyedeki öğrencilerin daha ileri seviyedeki öğrencilere ulaşabilmesi için kendilerini geliştirmelerini sağlayabilir.

Zamanınız varsa, pivot tablolar eğlenceli ve öğretilmesi oldukça kolaydır. İhtiyacınız olan şey; büyük bir veri kümesi, birkaç iyi açıklama içeren Youtube video bağlantısı ve verileri çeşitli şekillerde sıralayarak cevaplanabilecek bir dizi soru. Bunu iki saatlik bir derste birkaç kez yaptım. Başkalarına yardım etmeyi seven öğrencileri teşvik ettim ve bunun iyi bir fikir olduğu kanısına vardım. Çünkü sonunda hepsi anlamıştı.

(İpucu: Üniversitenizin internet bağlantısı bir veri setini bir kerede indirmede sorun yaşıyorsa, bunları USB bellek yardımıyla önceden sınıf bilgisayarlarına yüklemek iyi bir fikir olabilir.)

Betimselden analitik istatistiklere

WJEC veri gazeteciliği grubunun “… rakamları güvenle yorumlamak ve hataları önlemek için yeterli olan sayısal ve nicel verilerin temel kavramsal çerçevesini öğretin…” tavsiyesi hakkında konuşmak analitik istatistikler açısından önemlidir. Ancak, hiçbir disiplinin böylesine bir matematiksel bilgiyi hızlı bir şekilde öğretmeyi başaramadığını hatırlatmak gerek – psikoloji ve diğer bilim departmanlarında matematik için ayrılmış özel birimler vardır.

Sıkıştırılmış bir formatta öğretilebilecek şeyler hipotez testi, nedensellik ile korelasyon, anlamlılık, normal dağılımlarla ilgili varsayımlar, hata sapması ve marjları, önem-güven ilişkisi gibi bazı temel kavramlardır. Ben Goldacre’in Kötü Bilim Ted Sohbetleri bu tartışmaların bazıları için iyi bir başlangıç noktasıdır. Öğrencilerinizi muhakkak R ve SPSS’yi keşfetmeye teşvik edin. Ancak bu kalabalık bir lisans programı için büyük bir iştir ve meselenin özünü anlamak, bu programların kullanımı için yine de önemli bir temeldir.

Sonuç

Umarım bu ipuçları, ilk yıldan son yıla kadar gazetecilik birimlerine küçük veri gazeteciliği faaliyetlerinin tanıtılmasını, dezavantajlı ve matematikten ötürü veri gazeteciliğinden çekinen öğrencileri ve onların yanı sıra matematik konusunda başarılı ve kendinden emin öğrencileri veri gazeteciliğine teşvik edecektir. Birkaç yıldır üzerinde çalıştığım bu meydan okuyucu temel öğrenme biçimi, öğrencilerinizin kendilerini peşin ön yargısız bir yolla tanımalarını ve önerilerini görerek bir değişim için onlara yardım etmekten daha önemli değildir.

Orijinal çeviri kaynağı:  https://datajournalism.com/read/longreads/tackling-math-anxiety-in-journalism-students

2 YORUMLAR

Comments are closed.