Verilerle Türkiye’de İntihar!

0
425

Aydan Aloğlu
Öğrenci
*Bu haber  Bakırköy’de yaşanan intihar haberinden önce hazırlanmıştır.

2019 yılının Kasım ayında bir gün arayla gelen “toplu intihar” haberleri bir yandan Türkiye’nin gündemi olurken bir yandan da habercilik etiği tartışmalarını beraberinde getirdi. Bu süreçte gerek intihar vakalarına gerekse intihar haberciliğine ilişkin bir çok haber yayınlandı. Bu haber ise, onlardan yola çıkarak Türkiye’deki intihar verilerini analiz edilip görselleştirmek amacıyla hazırlandı.

Kasım ayının ilk haftasında medyada arka arkaya yer alan intihar haberleri, Türkiye’deki intihar vakalarının ve bunların sebeplerinin kamuoyunda yoğun olarak tartışılmasına sebep oldu.

İstatistikler intiharla ilgili ne söylüyor?

  • TÜİK’in verilerine göre 2018 yılında Türkiye’de 3161 kişi yaşamına son verdi. Bu da ortalama olarak günde kişinin intihar sebebiyle hayatını kaybetmesi anlamına geliyor.
  • 2000 yılından 2018 yılına kadar incelenen verilerde intihar vakalarının sayısı her yıl ortalama 54 artıyor.

  • 2011 yılında kayda değer bir düşüşün yaşanmasının yanında 2000’li yılların başında 2000’li sayılarla ifade edilen intihar vakaları 2012’den itibaren 3000’lere çıkmış durumda.
  • Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından paylaşılan intihar oranlarına göre ise Türkiye 100. sırada yer alıyor.

İntihar nedenleri 

  • TÜİK’in 2018 yılındaki intiharların sebepleriyle ilgili verilerinde 3161 intihar vakasındam 1155’inin nedeninin bilinmediği belirtiliyor.
  • Verilerde 861 vaka “diğer” kategorisinde belirlenirken öne çıkan ilk üç neden hastalık, geçim zorluğu ve ailevi problemler.
  • Geçim zorluğu, 2018 yılında 246 vaka ve %8 oranla intihar sebeplerinin ikinci sırasında yer alıyor.

Krizlerde intiharlar artmakta!

  • BBC‘nin açıklamalarına yer verdiği Prof. Dr. Kemal Arıkan’a göre ekonomik kriz dönemlerinde intiharlar artmakta.
  • İHA‘nın 23 Aralık 2008 tarihli haberinde dönemin Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası İzmir Şube Başkanı Ergun Demir de benzer bir açıklamada bulunuyor: “İntiharlar, kriz ortamının tetiklediği yoksul toplum kesimlerinde daha sık görülmektedir.”
  • Psikiyatrist İlker Küçükparlak da ekonomik krizin intiharları -özellikle de erkeklerde- artırdığını 1998 Asya ekonomik krizindeki intihar oranlarıyla açıklıyor.

Ekonomik gerekçeler ve intihar ilişkisi hakkında veriler

TÜİK’in 2000 ve 2018 yıllarını kapsayan intihar verileri ışığında ekonomik gerekçe olarak kabul edilebilecek iki kategori bulunuyor: Geçim Zorluğu ve Ticari Başarısızlık

Bu iki kategorideki rakamların artış gösterdiği yıllara bakılırsa ekonomik sebepler ve intihar arasında anlamlı bir ilişki olduğu düşünülebilir. Ekonomik kriz yaşanan yıllardan biri olan 2001’de hem geçim sıkıntısı hem de ticari başarısızlık nedeniyle hayatına son verenlerin sayısı en yüksek değelere sahip. 2008-2012 yılları arası yaşanan kriz dönemine denk gelen intihar oranları her iki kategoride de artış göstermekte. Ancak ticari başarısızlık nedeniyle yaşamına son verenler 2008 yılında, bir önceki yıla göre tam iki katına çıkmış durumda.

Diğer intihar gerekçeleri arasında ticari başarısızlığın oranı çok yüksek olmasa da yıllar baz alınarak incelendiğinde belirli zamanlardaki belirli artışlar ekonomik krizlerin intiharları tetiklediğini ortaya koyar nitelikte.

Ancak salt ekonomik gerekçelerle intihar vakalarını açıklamak olayı bağlamından uzak değelendirmeye sebep olabilir. Euronews‘in “Fatih’teki ‘toplu intihar’ vakası: Ekonomik sebepler olayı açıklamaya yeter mi?” başlıklı haberi, ekonomik nedenlerin yanında bu durumu tetikleyecek farklı psikolojik ve sosyal problemlerin olabileceğinin gözden kaçırılmamasına ilişkin detayların altını çiziyor.

Nasıl?

Türkiye’de gerçekleşen intihar olaylarının nedenini hem ekonomik hem de sosyal psikolojik açıdan birçok tabana oturtmak mümkün. Peki bu intiharlar nasıl gerçekleşiyor?

TÜİK’in intiharla ilgili bir başka veri setinde intihar yöntemleri 10 farklı şekilde kategorize edilmiş: Asarak, kimyevi madde kullanarak, yüksekten atlayarak, suya atlayarak, ateşli silah kullanarak, kendini yakarak, kesici bir alet kullanarak, doğalgaz vb. kullanarak, tren veya başka motorlu bir araç altına atlayarak, diğer.

TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de insanlar en çok kendini asarak intihar ediyor. En çok tercih edilen ikinci yöntem ise ateşli silah kullanmak. Üçüncü sırada kendini yüksekten atmak bulunuyor. Kasım 2019’da arka arkaya gerçekleşen iki olayda kullanılan yöntem olan kimyevi madde kullanmak ise dördüncü sırada.

  • Kimyevi madde kullanımının bir intihar yöntemi olarak seçilmesini yıllar bazında inceleyecek olursak 2001-2007 yılları arasında kayda değer bir biçimde tercih edildiği öne çıkıyor.
  • 2018 yılında yalnızca 135 kişi kimyevi madde kullanarak hayatına son vermiş. Bu da 2018 yılında intihar edenlerin yalnızca %4.3’üne karşılık geliyor.
  • Peki, 1 gün arayla gerçekleşen ve medyaya “toplu intihar” olarak yansıyan iki çarpıcı olayın da kimyevi madde kullanımı sonucu gerçekleşmiş olması bir tesadüf mü?

Tesadüf Değil Tetikleme: İntihar Haberlerinde Medyanın Sorumluluğu

Önce İstanbul’da ve ardından Antalya’da gerçekleşen, medyaya “toplu intihar” olarak yansıyan olayların gerçekten toplu intihar mı olduğu yoksa aileden birinin mi diğerlerini buna sürüklediği cevaplanması zor bir soru olarak karşımıza çıkıyor. Bunun yanında toplu veya değil, bu olayların ikisinin de ekonomik sebeplerden kaynaklandığı konusunda kamuoyu hemfikir görünüyor.

Ancak ölüm sebeplerinin ve olayların “toplu” olarak değerlendirilmesinin yanındaki bir diğer benzerlik ise ölüm biçimlerinin birebir aynı olması.

İstanbul’da dört kardeşin evde ölü bulunmasını konu alan haberlerde, merhumların olaydan önce evin kapısına “Dikkat siyanür var!” yazılı bir not astıkları ve otopside de siyanürden dolayı zehirlendiklerinin anlaşıldığı detayı öne çıkartılıyor.

İntiharın “toplu” olarak nitelendirilmesinin yanında gerçekleştiriliş biçiminin de son derece ilginç olması fazlasıyla haber değeri taşıyor. Ancak ister istemez bu ölüme yol açan kimyasal maddenin siyanür olması habere başka bir boyut kazandırıyor. Alışılagelmişlikten öylesine uzak bu yöntemin kamuoyunda gündem yaratması ise son derece kaçınılmaz.

 

İstanbul’da gerçekleşen olayın haberi 7 Kasım’da yayınlandıktan sonra, haberi ajite etmek için kullanılan bir detay olan siyanür ile ilgili yapılan aramaların ne kadar çarpıcı olduğunu Google Trends gösteriyor.

İnsanların beklenmedik bir şekilde gerçekleşen bu olayı merak etmesi ve araştırmak istemesi elbette ki bu durumun doğal bir sonucu. Ancak mesele, bu haberden sonra insanların siyanürü aratması değil, siyanürün bu kadar merak uyandıracak bir biçimde haberlerde kullanılması.

İntihar biçiminin bu denli öne çıkartıldığı haberlerin sansasyonel bir etki yaratacağı kaçınılmaz, ancak özendirici bir etki yaratmayacağı kesin değil. Öyle ki; ilk olaydan yalnızca 1 gün sonra gerçekleşen Antalya’daki trajik ölümler de bunu kanıtlar nitelikte.

“Siyanür” haber mi oldu yoksa yol gösterici mi?

Antalya’daki olayın da medyaya yansımasının ardından, medyanın intihar haberleriyle ilgili sorumluluğu tartışılmaya başlandı. İstanbul’da yaşanan intihar olayının tüm detaylarının haberlerde aktarılması ve aynı biçimde ikinci bir “toplu intihar” vakasının yaşanması, bu tarz haberlerde medyanın ne kadar hassas davranması gerektiğini ortaya koydu.

İstanbul’daki intihar olayının gerçekleşmesinin ardından 7 Kasım 2019’da Psikiyatrist İlker Küçükparlak Türk Psikiyatri Derneği’nin 18.04.2015 tarihli ve “İntihar Haberleri” başlıklı basın açıklamasını paylaşarak intiharın tek gerekçesi olarak yoksulluğu göstermenin diğer yoksullar için intihar riski oluşturacağının altını çizdi.

Bunların ardından 9 Kasım 2019’da Antalya’da gerçekleşen olay ise bu riskin hiç de azımsanmaması gerektiğini ne yazık ki acı bir tecrübeyle göstermiş oldu.

Medya intiharın tetiklenmesinde bir etken!

İntiharın haberleştirilme biçimlerinin intiharı tetiklediği bahsi geçen olayda olayda gözler önüne serildiği gibi akademik çalışmalar da bunu doğruluyor.

İntiharların haberleştirilme şekli özellikle gençlerde intiharın taklit edilme riskini artırıyor. Kaynak: Journal of Epidemiology and Community Health

İntihar haberlerinin veriliş biçimi, medyada ne sıklıkla yer aldığı ve bu haberlerde kullanılan dilin intiharı tetiklediği akademisyenlerce tespit edilmiş. Ayrıca intiharın, gerçek veya kurgusal olması da taklit edilme riskini etkiliyor. Örneğin; gerçek bir intihar haberi, televizyonda gösterilen kurgu bir intihar sahnesinden daha tetikleyici olabiliyor.
Kaynak: Influences of the media on suicide

İntihar Haberciliği

Arka arkaya yaşanan intihar vakaları ve insanların bu vakalardan etkileniş biçimi intihar haberlerinin nasıl verilmesi gerektiği konusunda da bir tartışma konusu yarattı.

Ancak Dünya Sağlık Örgütü, medya çalışanları için hazırladığı intiharı önlemeye yönelik kaynakta, intihar haberlerinin sınırlarını zaten net bir şekilde çiziyor.
Kaynak: Preventing Suicide: A Resource for Media Professionals

Türk Psikiyatri Derneği de intihar haberlerine ilişkin; “Medya intihar haberi yapmadan önce azami çekinceyi göstermeli ve haber yapılacaksa; yalnız gerekli bilgilerle yetinilmeli, yönteme değinilmemeli, en basit ve yoksun bilgilerle, ayrıntılara değinilmeden haber yapılmalı, intihar davranışına yönelik alternatifler vurgulanmalı ve intihar hiçbir zaman yüceltilmemelidir. ” açıklamasını yapıyor.
Kaynak: TPD Medya ve İntihar Basın Açıklaması

Ne olmuştu?

İSTANBUL’DA DÖRT KARDEŞİN TALİHSİZ ÖLÜMÜ
7 Kasım 2019’da İstanbul’da dört kardeş zehirlenerek hayatını kaybetti. Ön otopsi raporunda adı geçen kimyasal madde sebebiyle intihar ihtimalinin üzerinde duruldu. BBC Türkçe’nin haberinde dört kardeşin uzun zamandır maddi sıkıntı yaşadığından bahsedildi. www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50322797

ÇAĞLAYAN ADLİYESİ’NDE İNTİHAR GİRİŞİMİ
Yine 7 Kasım 2019’da Çağlayan Adliyesinde bir intihar girişimi gerçekleşti. İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandıktan sonra “alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye atmak” suçundan yargılanarak 4 ay 5 gün hapis cezası alan ve hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan 35 yaşındaki İbrahim Özkan, intihar girişiminde bulundu. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Özkan, hastanede hayatını kaybetti.
www.cnnturk.com/turkiye/son-dakika-caglayan-adliyesinde-intihar

ANTALYA’DA DÖRT KİŞİLİK AİLE HAYATINI KAYBETTİ

7 Kasım 2019’da İstanbul’daki dört kardeşin ölümü sosyal medyada çokça konuşuldu. Kardeşleri intihara sürükleyen sebepler ve intihar şekilleri üzerine birçok haber kamuoyu ile paylaşıldı. Bu olayın ardından 9 Kasım 2019’da Antalya’da dört kişilik bir ailenin hayatını kaybettiği ve yapılan incelemeler sonucu ölüm şekillerinin İstanbul’da yaşanan intihar olayıyla birebir aynı olduğu öğrenildi. Baba Selim Şimşek’in yaşadığı maddi sıkıntılardan ötürü ailedeki herkesin hayatına son verdiğini kaleme aldığı bir mektubun bulunduğu belirtildi. www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-50359065
Kaynak: https://sites.google.com/view/verilerleturkiyedeintihar/ana-sayfa